4 Mayıs 2012 Cuma
BİRLEŞTİRİLMİŞ SINIFLARDA EĞİTİM Birden fazla sınıfın bir grup meydana getirerek bir öğretmen tarafından aynı derslikte yetiştirilmesine birleştirilmiş sınıflarda öğretim denir.
Birleştirilmiş sınıflarda öğretim iki nedenle uygulanır:
-Birincisi zorunluluktur. Bu zorunluluk öğretmen azlığı, derslik azlığı ve öğrenci azlığından kaynaklanmaktadır. Öğretmen azlığı sorunu ortadan kalkmıştır. Derslik sorunu ise 1990’lı yıllarda köylerde ortadan kalkmış (hem köylere okul yapılması hem de bu yıllarda hızlanan köyden kente göç nedeniyle) ancak kentlerde derslik sıkıntısı yaşanmaktadır. Birleştirilmiş sınıfı zorunlu kılan diğer neden de öğrenci azlığıdır. Örneğin değişik sınıflarda (1-5) 25 öğrencinin bulunduğu bir okula beş öğretmen atanması hiç de ekonomik değildir. Ekonomik olmamasının yanında, sanıldığının tersine, eğitimin niteliğini geliştirici bir özelliği de yoktur çünkü gruplar ortaya çıkmaz.
-İkinci neden ise birleştirilmiş sınıflarda yapılan eğitimin sağladığı yarardır. Birleştirilmiş sınıflarda farklı yaş ve öğrenme düzeyinde bulunan öğrenciler birbirinden öğrenirler. Bu bağlamda özellikle küçük olanlar büyüklerden çok şey öğrenirler. Bu durumu sosyal öğrenme kuramı açıklamaktadır. Kurama göre insanlar öğrenmelerinin önemli kısmını birbirini taklit ederek öğrenirler. Bu bağlamda küçükler büyüklerden kolayca öğrenmektedirler.
Birleştirilmiş sınıfların öğrencilere sağladığı sadece sosyal öğrenme değildir. Çocukların kendi kendilerine çalışmayı öğrenmelerine, işbirliği ve dayanışmayı öğrenme ve öğrenme sürecinde daha aktif olmalarına da yol açar.
Birleştirilmiş sınıfların sıkıntılı yanları da vardır. Bu sıkıntı büyük ölçüde öğretmenden kaynaklanır. Birleştirilmiş sınıf öğretmeni genellikle mesleğinin ilk yıllarını çalışan deneyimsiz öğretmenlerdir. Eğer bu öğretmenler iyi yetişmemişlerse, sorunlar daha da artacaktır. Çünkü bir derslikte öğretmenin karşısında beş sınıf bulunmakta ve öğretmen bunlarla günde altı ders saati içinde otuz ders (konu) işlemek zorundadır. Birleştirilmiş sınıflardaki genel başarısızlığın temelinde bu durum yatmaktadır.
Birleştirilmiş sınıflarda öğretim iki nedenle uygulanır:
-Birincisi zorunluluktur. Bu zorunluluk öğretmen azlığı, derslik azlığı ve öğrenci azlığından kaynaklanmaktadır. Öğretmen azlığı sorunu ortadan kalkmıştır. Derslik sorunu ise 1990’lı yıllarda köylerde ortadan kalkmış (hem köylere okul yapılması hem de bu yıllarda hızlanan köyden kente göç nedeniyle) ancak kentlerde derslik sıkıntısı yaşanmaktadır. Birleştirilmiş sınıfı zorunlu kılan diğer neden de öğrenci azlığıdır. Örneğin değişik sınıflarda (1-5) 25 öğrencinin bulunduğu bir okula beş öğretmen atanması hiç de ekonomik değildir. Ekonomik olmamasının yanında, sanıldığının tersine, eğitimin niteliğini geliştirici bir özelliği de yoktur çünkü gruplar ortaya çıkmaz.
-İkinci neden ise birleştirilmiş sınıflarda yapılan eğitimin sağladığı yarardır. Birleştirilmiş sınıflarda farklı yaş ve öğrenme düzeyinde bulunan öğrenciler birbirinden öğrenirler. Bu bağlamda özellikle küçük olanlar büyüklerden çok şey öğrenirler. Bu durumu sosyal öğrenme kuramı açıklamaktadır. Kurama göre insanlar öğrenmelerinin önemli kısmını birbirini taklit ederek öğrenirler. Bu bağlamda küçükler büyüklerden kolayca öğrenmektedirler.
Birleştirilmiş sınıfların öğrencilere sağladığı sadece sosyal öğrenme değildir. Çocukların kendi kendilerine çalışmayı öğrenmelerine, işbirliği ve dayanışmayı öğrenme ve öğrenme sürecinde daha aktif olmalarına da yol açar.
Birleştirilmiş sınıfların sıkıntılı yanları da vardır. Bu sıkıntı büyük ölçüde öğretmenden kaynaklanır. Birleştirilmiş sınıf öğretmeni genellikle mesleğinin ilk yıllarını çalışan deneyimsiz öğretmenlerdir. Eğer bu öğretmenler iyi yetişmemişlerse, sorunlar daha da artacaktır. Çünkü bir derslikte öğretmenin karşısında beş sınıf bulunmakta ve öğretmen bunlarla günde altı ders saati içinde otuz ders (konu) işlemek zorundadır. Birleştirilmiş sınıflardaki genel başarısızlığın temelinde bu durum yatmaktadır.
3 Mayıs 2012 Perşembe
EĞİTİM FİLMLERİ
Eğitim ve sinemanın iyi bir ikili olduğunu düşünenler yanılmış olamazlar. Bir filmin senaryosunun gerçek hayattan alınmış olması onu daha çok içselleştirmemizi sağlarken; duygu, düşünce ve isteklerimizi tetikleyen filmler hayatımızdaki kavramlara bakışımızı etkileyebilir. Russell'ın "Eğitim Üzerine" kitabında coğrafya derslerinin sinema yoluyla işlenmesinin etkili olacağını okuduğumda yazlık-kışlık sinemaları, izlediğim filmleri, eski filmleri ve gösterimdeki filmleri düşündüm ve beğendiklerimi siz eğitimcilerle paylaşayım dedim. İşte aralarından beğendiklerim:
İKİ DİL BİR BAVUL
ÖLÜ OZANLAR DERNEĞİ
HER ÇOCUK ÖZELDİR
MODERN ZAMANLAR
400 DARBE
MUCİZE İŞÇİ
TEHLİKELİ OYUN
VİTUS
2 Mayıs 2012 Çarşamba
fikiredebiyat.net yazarı Suphi Akyol'un kaleminden Türkiye'de öğretmen olmak..
Türkiye’de Öğretmen Olmak Ve 4+4+4’ün Öğretmenlere Yansımaları
Öğretmen olmak zordur bu ülkede. Hem öncesinde hem de sonrasında sancılı süreçlerden başarıyla geçebilmeyi gerektirir öğretmen olmak. SBS’yi geçersin ÖSS çıkar karşına, ÖSS’yi geçersin Üniversite çıkar karşına, Üniversiteyi bitirirsin KPSS çıkar karşına. KPSS sonrası, bölümün ve aldığın puanın dengelenmesiyle gidersin yahut kalırsın. Düşünmeye başlarsın sonra gitmek mi zor, kalmak mı zor diye? Giden herkes gitmek zor ,kalan herkes ise kalmak zor diye görüş belirtir. Kalırsan 23 yaşında hala babandan para istemek zorunda kalırsın, gidersen de paran olur ama aldığın paranın değerini görecek ortamdan yoksun kalırsın.
Gidersin;gittiğin okul dağ başında,mezarlık manzaralı,susuz,elektriksiz bir köy olur. Okulunun müdürü de,öğretmeni de,hizmetlisi de sen olursun. İşini zevk alarak yapmaya çalışırsın; köy çocuklarının dertlerini görür üzülürsün,çözüm aramak için elinden geleni yaparsın. Ama bir müfettiş gelir;yaptığın onca olumlu işi bir kenara atıp sudan bir bahaneyle seni azarlar; şevkin kırılır: ”Başkaları şehirde sefa sürerken benim bu dağ başında ne işim var” dersin..
Gidersin; okulun şehir merkezinde büyük bir okul olur. Öğrencilerinin önlükleri ütülü,anneleri kibar, babaları zengin olur. Dersine zamanında girer,zamanında çıkarsın. Öğrencilerinin çok daha başarılı olmaları için onların her şeyleriyle ilgilenirsin. Okul müdürü ve veliler sizi sürekli takdir eder. Sonra bir gün okulun hizmetlisi gelir,size dönüp “Hoca, ben geçen ay 1700 lira maaş aldım,sen kaç para aldın bu ay” der. Okuldaki hizmetlinin sizden fazla maaş aldığını öğrenmek moralinizi bozar hatta sinirlenirsiniz.Öğretmen olduğunuz için kendinizi suçlarsınız..
Gördüğünüz gibi kimi zaman görev yaptığız okulun koşulları kimi zaman da özlük haklarınızın adaletsizliği bir yerde sizi buluyor. Fakat tüm bunların dışında en acı olanı kendi camianızdan olanların sizin üzerinizden siyaset yapmaya kalkışmasıdır. Bir bakan çıkıp “öğretmenler 3 ay tatil yapıyor ,bu süre çok fazla” ya da “öğretmenlerimiz yetersizler,bir de üstüne derslere geç kalıp sorumsuzluk yapıyorlar “diyebilir. İşte bir öğretmene en acı veren durum budur. Ülke tarihinde öğretmenler hiçbir zaman kendiliğinden kalkıp kimseden bir talepte bulunmamışlardır. Öğretmenlerin tüm yaptıkları kamuda oluşan İdeolojik akımlara karşı kendi konumlarını savunmaktır. Yani öğretmenler tepkisel hareket ederler ve siz onların kalbini kıracak davranışlarda bulunmadığınız sürece de yerlerinden kımıldamazlar bile.
Deprem olur; şehirde ilk göreve başlayanlar öğretmenler olur.Polisin,askerin giremediği yerlerde öğretmenler muhakkak ordadırlar.. Haftanın 6 günü,günde 7 saat çalışırlar; kalacak yerleri yoktur, çadırlarda can siperhane kalırlar, kimsenin gıkı çıkmaz. Ama öğretmen bunları takdir edilmek için yapmaz; bunları yapar çünkü mesleğinin takdir edilesi bir meslek olduğunu bilir. Tarihte ilk kez yeni yıla zam almadan girer,tepkisini gösterir ama tepkileri zammın yapılmamasına değildir,tepkileri başkalarına yapılıp kendilerine yapılmamasındandır..
Türkiye’de Eğitimin ve öğretmenlerin bu kadar sıkıntısı varken birden ortaya 4+4+4 diye bir sistem attılar..Öğretmenler sistemi incelediklerinde hemen iki gruba ayrıldılar: sınıfçılar ve branşçılar. Sınıfçılar sistemi onaylamayan bir tutum içerisine girdiler. Bu tutumlarına gerekçe olarak da 5.sınıfların derslerine branş öğretmenlerinin girecek olmasından dolayı norm fazlasına düşecek yaklaşık 60000 sınıf öğretmenini gösterdiler. Branşçılar ise sistemi savunan bir tutum içerisine girdiler. Onlara göre bu sistem branşçıların atanmasını kolaylaştıracak ve ek ders mağduriyetlerini kısmen giderecekti.Şimdi gelin gerçekçi bir şekilde yeni sistemi sınıfçılar ve branşçılar ayrımı yapmaksızın, öğretmenleri merkeze alarak değerlendirelim.
1-Her ne kadar bakanlık ve bazı sendikalar bu durumu yalanlasa da yeni sistemde 60000 sınıf öğretmeni norm fazlasına düşecek. Aksi söz konusu bile değildir.Buradaki mesele 60000 sınıf öğretmeninin mağduriyetlerinin nasıl gidereceğidir.Beyin fırtınası yapıp aşağıya aklımıza gelen çözüm yollarını yazalım..
-ilk akla gelen öneri, yeni sistem içerisinde bu öğretmenleri kullanmaya çalışmaktır. Mevcut derslik sayısının artırılması ve var olan sınıf mevcutlarının 20 şer kişilik sınıflara ayrılmasıyla öğretmenlere kadro açılabilir.Tabii bunun için geniş bir altyapı çalışması ve biraz da zaman gerekiyor!
-Norm fazlası durumuna düşen sınıf öğretmenlerinin kadro ihtiyacı bulunan diğer branşlara aktarılması sınıf öğretmenlerinin sıcak bulduğu,branşçıların da onaylamadığı bir çözüm yolu. Baktığınız zaman böyle bir uygulamanın yapılması en başta dışarıda atama bekleyen branş öğretmenlerine bir haksızlıktır. Bununla beraber sınıf öğretmenlerinin bilgi ve birikimlerinin branş derslerini kaldırıp kaldıramayacağı meçhuldür. Nasıl ki daha önce iktisat mezunlarının öğretmen yapılmasını eleştirdiysek şimdi de sınıf öğretmenlerinin çeşitli branşlara dağıtılmasını onaylamak bizim için çelişki olacaktır.
-Öğretmenlerin çeşitli memurluklara yöneltilmeleri: Bu çözüm önerisi mevcut koşullarda sınıf öğretmenlerinin çok sıcak baktığı bir olgu gibi duruyor. Ama bu durumun oluşmasında öğretmenlerin güncel bıkkınlıkları başrol oynuyor.Sanırım bir çok öğretmen sakin kafayla düşününce bu öneriyi reddedecektir.
-Ücretli öğretmenliğin kaldırılarak bu sayının yerine sınıf öğretmenlerinin yerleştirilmesi: Bu çözüm önerisi de maalesef ücretli öğretmenlerin %65’inin doğuda çalışıyor olmasından dolayı pek mümkün görünmüyor.Çünkü bu durum batıda çalışan öğretmenin Doğuya gitmesi anlamına geliyor ki çoğu öğretmen bunu kabul etmeyip soluğu mahkemelerde alacaktır.
-Yaşları emekliliğe yaklaşan öğretmenlerin emekli edilerek kadro istihdamı oluşturulması: Bu formül de bu kapsama giren öğretmenlerin kabul edebileceği bir yaklaşım gibi görünmüyor.Hiçbir öğretmen mevcut koşullarda işini bırakıp, 1200 lira emeklilik maaşıyla geçinmeyi istemeyecektir.
- Norm fazlası durumuna düşen öğretmenlerin özel eğitim alanlarına kaydırılması: Ülkemizdeki özel eğitim alanları 60000 öğretmeni istihdam edecek yeterlilikte değildir. Kısmen de olsa böyle bir hak tanınırsa da ciddi bir planlama ve yönetmelik değişikliği şarttır.
2- Okul öncesi eğitimin zorunlu eğitim kapsamından çıkarılması,on binlerce ana sınıf öğretmenini boşa çıkaracaktır. Her ne kadar sınıf öğretmenleriyle ilgili çözüm önerileri üretilebiliyorsa da an itibariyle okul öncesi öğretmenleri için böyle bir durum gündeme gelmemiştir. Bakanların ve sendikaların henüz bu yönde bir açıklama yapmamış olmaları Okul öncesi öğretmenlerin gelecekleri hakkında bizi daha da endişelendirmektedir.
3- 5.sınıflara branş öğretmenlerinin girecek olmasından dolayı,branş öğretmenleri kendi alanlarında yüksek sayıda öğretmen açığının oluşacağını iddia etmektedirler. Bu tespit doğru bir tespittir ama zikredilen 50000 branş öğretmeni çok ütopik bir sayıdır. Çünkü mevcut birçok branş öğretmeni zaten ek dersini dolduramamaktadır. Branş öğretmenlerinin binaları değişmeyeceği için bir çok branş öğretmeni 5.sınıflara girdiklerinde ek derslerini tamamlamış olacaklar ve böylece zikredilen 50000 branş öğretmeni ihtiyacının önemli bir kısmı milli eğitimin kendi iç dinamiklerinden karşılanacaktır.
4- 4+4+4 eğitim sisteminde birleştirilmiş sınıfların durumu ne olacak? Şu ana kadar takip edebildiğimiz kadarıyla birleştirilmiş sınıfların akıbeti hakkında bir açıklama yapılmadı. Birleştirilmiş sınıfların ne olacağı belirsizliğini korurken bunun üstüne kapalı durumda bulunan birçok köy okulunun yeniden açılacağı dillendirilmeye başlandı. Köy okullarının açılmasıyla ilgili tasarıyı görmeden bir şeyler söylemek erken ama özellikle tek öğretmenli birleştirilmiş sınıfların plan ve programların oluşturulmasında sıkıntılı bir sürecin bizi beklediğini söyleyebiliriz..
5- 4+4+4 eğitim modelinde 2 temel değişiklik söz konusu. Öncelikle artık branş öğretmenlerinin 5.sınıf derslerine gireceği kesinleşti. Sonuçta branş öğretmenlerinin de pedagojik formasyon aldığını düşünürsek bu durumun üstesinden gelebileceklerini söyleyebiliriz. 8.sınıf derslerinden 6.sınıf derslerine geçişte branş öğretmenlerin sıkıntı yaşadıkları bilinirken,özellikle ilk zamanlarda 5.sınıf öğrencilerinin seviyelerine inmekte problem yaşayacakları gerçeğini de unutmamak gerekiyor..
Bir diğer temel değişiklik ise okula başlama yaşının 1 yaş aşağıya çekilmesi. Bu da okul öncesi eğitimi almamış öğrencilerin 1.sınıfa başlaması anlamına geliyor ki 8-9 yaşlarındaki öğrencilerin birçok temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığı bir dönemde sınıf öğretmenlerini yorucu bir süreç bekliyor.
Yukarıda maddelediğimiz durumlar tamamıyla ihtimalleri kapsıyor. Bunların hepsi de gerçekleşebilecekken hiçbiri de gerçekleşmeyebilir. Çünkü mevcut 4+4+4 eğitim modeli teklifinin içeriğinde birçok eksiklik görülmektedir. Ben şahsen 4+4+4 eğitim modelinin şu anki haliyle uygulanabileceğini pek düşünmüyorum.Eğer ki uygulanmaya kalkılırsa da öğretmenlerin ve eğitimcilerin buna gereken tepkiyi göstereceklerini düşünüyorum.Ülkemizin en temel problemlerinden biri, bir projeyi uygulamaya sokacağı zaman altyapısını hep arka planda bırakmasıdır.Ülkemizde maalesef önce proje uygulanıyor,ancak daha sonra altyapı kurulmasının derdine düşülüyor.
Son olarak 4+4+4 eğitim modeli öğretmenler arasında grupların oluşmasına yol açmıştır. Bu gruplar(sınıfçılar-branşçılar) her fırsatta aynı tarafta olduklarını unutup birbirlerine hakaret etmekten geri durmuyorlar. Bu yaptıklarının kendi topluluklarına hiçbir fayda sağlamayacağını hatırlatarak bugünkü yazımızı noktalıyoruz..
Kaydol:
Yorumlar (Atom)