28 Nisan 2012 Cumartesi

İLK ÖĞRETMENİN KİM SENİN?



Öğretmenlik nedir? Bu soruyu sorduğum on kişiden sekizi bana bunun bir meslek olduğunu söyleyecektir. Peki, yalnızca bundan mı ibarettir öğretmenlik? Biz geleceğin öğretmenlerine soruyorum bu soruyu. yorumlarınızı bekliyorum arkadaşlar.Sizce öğretmenlik nedir?

27 Nisan 2012 Cuma

TÜRKÇE ÖĞRETMENİNİN UZAK BİR KÜRT KÖYÜNDEKİ BİR YILINI. ÖĞRETMEN KÜRTÇE BİLMEZ, ÇOCUKLAR TÜRKÇE. ÖĞRETMEN İLK KEZ GÖRDÜĞÜ BU COĞRAFYADA, BİR YILINI ÇOCUKLARA TÜRKÇE ÖĞRETMEKLE GEÇİRİR. 1 YILIN SONUNDA ÇOCUKLAR TÜRKÇE ÖĞRENEBİLECEKLER Mİ?
DOĞU İLLERİNDE GÖREV YAPANIN ZORLUĞUNU TÜM ÇIPLAKLIĞI İLE ELE ALMIŞ. ÖĞRETMEN OLMAK İSTEYEN HERKESİN MUTLAKA İZLEMESİ GEREKEN BİR YAPIM.

BUNU İZLEDİĞİM YIL KÖYE GİDİP SOBA YAKMAYI ÖĞRENMİŞTİM...
Her zorluğa göğüs gererek biz öğretmenler insanlara faydalı olabilmek için köy şehir farketmeksizin görev yapıyoruz.Saygıyı hak etmiyor muyuz? Köy öğretmenlerinin yaşadığı sıkıntıyı çok güzel yansıtmış.Tebrikler...

24 Nisan 2012 Salı


SINIF İÇİNDEKİ BİREYSEL FARKLILIKLAR




FARKLILIĞI KABULLENMEK
Kimse kimseye benzemez. Bütün insanlar farklıdırlar. Tek yumurta ikizleri bile (Cinsiyet aynı olur, çok benzerler) farklı huy ve mizaçlara sahip olmaktadırlar. Aslında buna hemen herkes kanaat getirir. Atalarımız da bu durumu “Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır” sözüyle ifade etmişlerdir.
Fakat iş çocuklarımızın ya da öğrencilerimizin farklılıklarına gelince sorunlar yaşamaya başlarız. “Bak oğlum/kızım o yoğurt öyle yenmez” “Yoğurdu böyle yiyeceksin” sızlanmalarına başlarız. Her anne babanın kafasında bir çocuk profili vardır. Ve genelde bu profille gerçek çatışmaktadır. Çocuğunu kendi profiline uydurmaya çalışan anne-baba ile kendisi olmaya çalışan çocuk arasında çatışmalar meydana gelir. Hatta bazı anne-babalar çocukları kendileri gibi yoğurt yemediğinde, çocuklarında bir problem olduğunu bile iddia edebilirler. Biz öğretmenler de elimizdeki yoğurdu öğrencilerimize dağıtır ve bizim gibi yemelerini isteriz. Oysaki kimi öğrenci yoğurdu şekerli, kimisi de tuzlu yemek isteyebilir.
Eğitimde kalite, her şeyiyle etkili bir eğitim ortamının hazırlanmasıyla mümkündür. Etkili bir eğitim içinse bireysel farklılıklar kabul edilmelidir. Günümüz iş dünyasında da kendi farklılığını yaşayabilen bireyler aranmaktadır.
EĞİTİM EŞİT VERİLMELİ MİDİR?
Bilinenin tersine eğitim, eşit verilemez. Çünkü kişiler farklıdır. Öğrenciler farklı yapı ve kapasiteye sahiptirler. Siz elinizdeki sürahiden masadaki bardakları doldurmak istiyorsunuz. Masanın üstünde bir çay bardağı bir de su bardağı varsa, iki bardağa da eşit miktarda su doldurabilir misiniz.?!
Ve bir madencinin elinde gümüş varsa, onu işleyerek altın yapabilir mi ya da elindeki kurşunu gümüş veya bakır yapabilir mi!? Ancak altını işleyerek daha parlak ve daha alımlı hale getirebilir. İşte eğitimin hedefi, öğrencinin yetenek ve becerilerini en optimum düzeye çıkarmak olmalıdır. 

ÖĞRENCİYİ TANIMAK
Öğrenme, parmak izi ya da göz yapısı kadar kişiye özgüdür. Bütün öğrencilerin kişilik özellikleri, ilgi ve yetenekleri farklı farklıdır. Öğrenciyi eğitmek, onu tanımakla başlar. Çocuğu tanımadan eğitmeye çalışmak, işlenecek maddenin özelliklerini bilmeden şekil vermek için çalışmaya benzer.
Öğretmen, sınıf içerisindeki öğrencilerini tanımakla başlamalıdır, vereceği eğitime. Öğrencilerinin ilgi ve ihtiyaçlarının, beceri ve yeteneklerini tespit etmelidir. Ve bu bireysel özellikleri dikkate alarak eğitimine devam etmelidir.
Eğitimin hedefi, bütün öğrencileri ilgi ve ihtiyaçlarına göre eğiterek, beceri ve yeteneklerini en üst düzeye çıkarmak olmalıdır. Ülkemizin, farklılıklarının farkına varmış ve bu farklılıklarını faydalı ve üretken bir biçimde kullanabilen, kendi kararlarını kendisi verebilen, gerçekçi karalar alabilen, problem çözme yeteneğine sahip, öğrenmeyi öğrenmiş, yaratıcı düşünmeyi bilen, etkili iletişim becerilerine sahip, kendini gerçekleştirmiş bireylere ihtiyacı bulunmaktadır.